Kliniğe gelen hastaların çoğu tek bir cümleyle başlıyor: “dişlerimden memnun değilim”. Ama muayenede sık sık ortaya çıkan şey, sorunun yalnızca dişlerde olmadığı. Gülüş dediğimiz şey dişlerden ibaret değil; dudakların kalınlığı, gülerken dudağın ne kadar yükseldiği, diş eti çizgisinin görünürlüğü ve nazolabial kıvrımın derinliği aynı tabloyu oluşturuyor.
Neden tek başına diş yetmez
Bir örnek: üst kesici dişleri kısalmış, dudak hacmi azalmış bir hastada yalnızca dişleri uzatmak sonucu kurtarmaz. Dişler uzar ama dudak hâlâ ince kaldığı için gülüş penceresi dengesiz görünür. Tersi de geçerli — dudağa hacim verip dişlerin aşınmış formunu düzeltmemek, dolgunun olduğundan daha belirgin görünmesine yol açar.
Bu yüzden estetik vakalarda iki hekimimiz birlikte bakıyor. Diş tarafını Han Demirci, yüz tarafını Eliz Mağracı değerlendiriyor ve plan tek bir belge olarak çıkıyor. Hangi işlemin önce yapılacağı da bu planın parçası.
Sıralama önemli
Genel kural şu: önce diş, sonra dudak. Dişlerin yeni formu belirlenmeden dudağa hacim vermek, sonradan oranların tutmamasına yol açabiliyor. Dijital gülüş tasarımında dişlerin boyu ve genişliği belirlendikten sonra dudak çerçevesi o forma göre planlanıyor.
Tek istisna, mevcut dudak hacminin çok düşük olduğu vakalar. Orada gülüş tasarımı yapılırken dudağın nihai hâlini öngörmek zor oluyor; bu durumda önce ölçülü bir dudak desteği veriliyor, iki hafta sonra dişler tasarlanıyor.
“Doğal” ne demek
Doğal görünüm, hiçbir şey yapılmamış gibi görünmek değil; yüzün geri kalanıyla tutarlı görünmek. Bunun üç pratik karşılığı var: dişlerde hafif asimetri korunur, kesici kenar dokusu düzleştirilmez ve dudakta üst-alt oranı bozulmaz.
Hepsinden önemlisi, prova aşaması atlanmaz. Kalıcı hiçbir işleme başlamadan tasarım geçici malzemeyle ağza uygulanıyor. Beğenmediğiniz bir şey varsa o aşamada değiştiriliyor — henüz hiçbir dişe dokunulmuş olmuyor.
Kombine planlama isteyen hastalarımız için ilk konsültasyon ücretsiz. Fotoğraf ve dijital tarama aynı randevuda alınıyor, tasarım birkaç gün içinde hazırlanıyor.


